16 Haziran 2013 Pazar

#GenelGrev

BASKI VE ŞİDDETE KARŞI DİRENENLERLE BİRLİKTE ALANLARDAYIZ!

Taksim Gezi Parkı’nın ranta kurban edilmesine karşı gelişen yurttaş duyarlılığını polis terörü ile bastırmaya kalkışan AKP iktidarı Türkiye halkının vicdanının, hak ve adalet arayışının güçlü duvarına çarptı.

AKP iktidarı halkın bu onurlu tepkisine devlet terörüyle karşılık verme yolunu seçti. Hak ve adalet isteyen insanlarımız öldürüldü, onlarcası sakat bırakıldı, binlercesi yaralandı.

Medya iktidar ablukası altına alınarak, Türkiye halkının özgürlükçü muhalefeti hakkında muazzam bir çarpıtma ve karalama kampanyası başlatıldı.

8 Mayıs 2013 Çarşamba

1 Mayıs: İşyerlerinde gerçek kökleri olan bir yapıya ihtiyacımız var!

1 Mayıs için bir ders çıkarılıcaksa, o ders ne kadar zayıf olduğumuzu anlamak olmalı. O günkü “kahramanlıkları” boşverin. O gün yapılan baskıyı da boşverin. Egemen sınıf egemen sınıftır. Vali validir. Biz de biziz. İnanılmaz bir şiddetle bize saldırdıkları malum.

Dilan'a karşı laf eden kim varsa, lafını ağzına tıkmalıyız zaten. Yalıtabiliyorsak yalıtıp, nedamet getirmesi için elimizden geleni ardımıza koymamalıyız. 1 Mayıs öncesi “bu inatlaşma neden, başka yerde yapılsa ne olur, sırf bu yıllık bu yasak zaten” diyenleri tek tek hatırlayıp herkesin gözü önünde rezil etmeliyiz. İşyerlerimizde böyle saftiriklere yumuşakça davranamayız. Bize bu işler boş bakışı atanları, “Zam zamanı gelince mızırdanma o halde” diye tartışmanın ortasına sokmalıyız. Bunlar işyeri çalışmaları yapanlar için olmazsa olmaz şeyler. Sokak solcusu arkadaşlar ise, kendi kendilerine homurdanabilirler. Sitelerinde eleştiri üzerine eleştiri de döşeyebilirler. Onları işyerlerinde politika yapmaya çağırmaktan başka yapabileceğimiz bir şey yok.

Devletin elinde gazdan suya, kanundan kanunsuzluğa kadar her araç var. Bize bu baskıyı yapabilmeleri son derece normal. Kimse, Radikal'in ve diğer burjuva gazetelerin “solcu” köşe yazarlarının diliyle “Reva mı bu?” diye sormasın. Yapabildiklerine göre reva.

27 Nisan 2013 Cumartesi

Grev nasıl yapılmaz? Bir kez daha aynı ders: Çaykur grevi

21 Nisan günü gazetelerin internet siteleri Çaykur'da ertesi günü bir grev
başlayacağını yazdı. Bir süredir yapılan toplu sözleşme görüşmelerinin gidişatından haberdar olmayanlar bu haberle durumu öğrendiler. Bu çok şaşırtıcı bir durumdu, çünkü Çaykur'un ana fabrikaları Rize'deydi, başbakan buna izin vermez diye düşünülüyordu. Üstelik Çaykur'da 60 yıl boyunca tek bir grev bile olmamıştı.

Ertesi gün gazetelerde grevin başladığı belirtiliyordu. İnternet siteleri “Bu işyerinde grev vardır” pankartlarının resimlerini geçiyorlardı. Akşama doğru grevin yapılamadığı, yani bir kez daha büyük bir hezimete uğradığımız anlaşılmıştı. Anlaşılan, greve çıkacağı düşünülen 2000 işçi greve çıkmamıştı.

4 Nisan 2013 Perşembe

Bireysel kurtuluş için çok geç!

Siz hala bir avukat bulup, işe iade davası açıp, bireysel haklarınızı almakla yetinenlerden misiniz?


Aşağıda gördüğünüz "etkinlik" takvimi, bireysel kurtuluşun giderek imkansız hale geldiğinin kanıtı. Gördüğünüz gibi işten atmayı bir strateji olarak sunuyorlar. Ve bu konuda hiç bir kaygıları yok. Çok rahatlar. Gözümüzün içine baka baka bizi nasıl atacaklarını konuşuyorlar.

Çünkü biz, zamanında işyerlerimizde örgütlenmedik. Çünkü biz, zamanında güya solcu, sosyalist, demokrat vs. olmamıza rağmen yanımızdaki çalışma arkadaşımızı düşman olarak gördük. Çünkü onu kazanmaya çalışmaktansa, zaten kazanılmış muhalif insanlara kendi boş propagandamızı yaptık. 

Uyanmanın, işyerlerinde örgütlenmenin, patronlara, müdürlere, işveren vekillerine, HR'larına, avukatlarına karşı rasyonel planlar yapmanın vakti geldi de geçiyor!